Zat ve ben ve bir İş Görüşmesi Komedisi


Yazacak öyle çok şey var ki, bazen içimden taştığını hissediyorum sözcüklerin.
Böyle delice bir coşkunluk halleri anlayacağınız.
Neyse hemen giriyorum konuya, bugün eve gelirken yolda aklıma geldi de, kendi kendime güldüm durdum:
Zat - Evet, burada yazan okulları ben tanımıyorum, bana biraz lise hayatınızdan bahseder misiniz?
Bendeniz - Hmm, tanımıyor olabilirsiniz (sizin uzayda olduğunuz döneme denk gelmişim belli ki), ben anlatayım size lisede nasıl bir öğrenci olduğumu...
Ne anlamsız kardeşim, bir şirketin partnerı olmuş Zat, ancak liseme takılıp kalmış. Tanımıyormuş okulu.
Herşey olabilir, ancak gazete okuyan biri ise, boy boy ilanlarını görür ve bilir insan. Garip...
Burada yönetici seviyesi için bir görüşme mi yapıyoruz yoksa anaokulu rehber öğretmenliği pozisyonuyla ilgili bir karışıklık falan mı oldu? hani liseden itibaren konuşmaya başlayacaksak, hazır girmişken çocukluğuma da dönelim bari...
Anlatıyorum, şöyleydim, böyleydim (geçmiş aradan 25 yıl ne duymak istiyorsa artık...)
Görüşmenin sonraki aşamalarında kendinden bahsederken, "Robert Kolejdeyken...", sonra "Amerika'da vık vık üniversitesinde cık cık okurken" şeklindeki yaklaşımından anlıyorum benim liseyi neden tanımadığını :)
Zat - İngilizce'yle kendinizi nasıl hissediyorsunuz?
Bendeniz - Hık?
Liseyi kolejde okumuşum, üniversitede eğitimimi ingilizce yapmışım, üstüne 9 yıl Arthur Andersen'da çalışmışım yurtiçi ve yurtdışı projelerde ve şaşıracaksınız??? ama bunların hepsi CV'mde yazıyor. Acaba bu şartlar altında İngilizce ile kendimi nasıl hissedebilirim? Acaba, İngilizce bilmeyen biriyim de bu ortamlarda hayatta kalabilecek bir potansiyelim olduğu izlenimini mi uyandırdım? Garip...
Bendeniz - Walla ben çok iyi hissediyorum, isterseniz görüşmeye İngilizce devam edelim???
Bu arada, Zat zaten yarı İngilizce yarı Türkçe konuşmakta. hani diyor ki bana "size bunları soruyorum, please don't misunderstand my attitude, I'm trying to challenge you..."
Böööööööö!
Ben 4 yıldır drama dersleri alıyorum, etkili iletişim kurslarına gittim. Bize Türkçe konuşurken İngilizce kelimeler kullanmanın anlamsızlığı öğretildi. Ben de bu konuda kendimi geliştirmeye çalışıyorum.
Walla bunu da aynen bu şekilde ilettim görüşmede.
Ara ara geriliyor, sonra yatışıyoruz.
Ben bu adamı çiğ çiğ yiyeceğim, hala neden buradayım ve konuşuyoruz Allah aşkınaaaa!!!
Ve...bu şekilde...tam 2 saat arkadaşlar!
Sabrıma teşekkür ediyorum.
Neden bu kadar sabırlı davrandım? Bilmiyorum.
Zat kötü niyetli biri değildi. Sistemin ürettiği bir ucube sadece.
Bunlardan çok var.
Yapacak bir şey yok.
...
VAR tabii ki!
İşte ben başladım yazmaya.
Daha neler yazacağım.
İnsan aradıkça bulurmuş. Ben de buluyorum walla.
Ve keyifleniyorum.
He he he!!!
Bu ucubeler beni İNSANİ KOMEDYA'ya götürecek!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder